Çok Geç Değil Derken Nerelere Geldik Azizim!

Merhaba dünya demenin çok daha anlamlı ve manidar olduğunu düşünsem de şu sıralar bunun bir klişe olmadığını izah edecek gücü ne yazık ki kendimde bulamıyorum. Eylül ayının gelişini keyifle kutlarken, kendimi pazartesi başlanan diyetlerden arındırma ruhu ile salı gününe icabet eden yeni aya hazırlarken şu postu bile hazırlamak için tam 15 gün geç kaldığımı fark ediyorum. Ayın 15’i memurun, çalışanın güleç yüzü derken kendimce kapitalist patron çakallığında tam da 1 Eylül tarihinde site açılışı ile otomatik gelen postu editleyerek sanki -mış gibi yapıyorum.

İlk yazının günahı olmaz diyenlerden aldığım güvenle de bu postu bu sitenin nedenini, niçinini, nasılını, ne zamanını ve neredesini anlatmak için kullanmaya karar veriyorum. 5N tamamlandıysa geriye kalan 1K’da biraz gizem oluştursun ve diğer sayfalarda keşfedilmeyi beklesin. Zaten her ömür bir şekilde beklemek ile geçmiyor mu? Haftanın ilk gününü, yeni ayın ilk gününü, yeni yılın ilk gününü, belki 4 çeyreğin ilk günlerini, doğum gününü beklerken bir bakmışsın 35 olmuşsun. Sonra bir gün silkelenip tamam ya benim de anlatacaklarım var, dolu dolu yaşadıklarım var haydi başlıyorum diyorsun. Peki ne mi oluyor? Az önce bahsetmiştim verdiğin sözü tutmuş gibi yapabilmek için otomatik çıkan bir postu editleyerek kendini kandırmaya çalışıyorsun.

Hayatımın büyük bir kısmı en azından 1/3’ü pek çok insanın da yapmış, yapmakta ya da yapmak üzere olduğu gibi kendimi keşfetmeye çalışarak geçti. Peki ne elde ettin diye soracak olursanız – evet bir gün bu soruyu soracak okuyucularım olmasını umut ediyorum, evet Türkiye’de bir yetişkinin yılda ortalama 0,7 kitap okuduğu gerçeğinin farkındayım, evet iflah olmam- sorunun cevabına gelecek olursak çok şey ile hiçbir şey arasında dönüp duran bir düşünceler yığını.

Merak ediyorum düzenli yaşayanlar, 3 çocuğa bakıp aynı zamanda spora giden, her daim bakımlı gözüken, spor yapmayı asla aksatmayan ve eşi ile o tutkuyu hala sürdürebilen insan tasarımlarının sahip olduğu 24 saat ile benim 24 saatim aynı mı? Bir yerlerde bu insanlara Horace Slughorn’un kum saati gibi bir saat verilmiş ve zamanı mı yavaşlatır olmuş? 10 yıldır bu soruların cevabını farklı zamanlarda, hayatımın farklı dönemlerinde arayıp durdum. Öğrenciyken, bir şirkette çalışırken, eeehhh yeter diyerek freelance çalışırken ve sonrasında öfff şirket sahibi olduk artık çalışmak yok para kazanmak düz dünyacılığında tam tersini yaşarken bu soruların cevabını arıyordum. Birden fazla cevap bulmanın ama hala kendisi için işe yarayanın ne olduğunu bilmemenin hüznü ile de buradayım. Belki birlikte buluruz, belki birlikte aramaktan vazgeçeriz kim bilir… Belki de siz bulur dünyayı kurtarırsınız ben ise 3 çocuk nere 1 kedinin bile hakkından gelemediğim hayatımda gülümsemeye ve sevdiklerim tarafından çok sevilmeye devam ederim, kim bilir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir